İslami Bilgiler Paylaşım Sitesi

http://islami.webyardim.org
 
AnasayfaKapıTakvimKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Medyadan Alıntılar - Perinçek'e göre Kıbrıs Barış Harekatı işgal

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
usok22
kurucu
avatar

Mesaj Sayısı : 8175
Kayıt tarihi : 22/05/10
Yaş : 29
Nerden : Bursa

MesajKonu: Medyadan Alıntılar - Perinçek'e göre Kıbrıs Barış Harekatı işgal   Paz Ocak 22, 2012 9:59 am

Doğu
Perinçek’in çelişkilerle dolu hayatında Kıbrıs’ın özel bir yeri var.
Bir dönem Kıbrıs’taki Türk askerî varlığını Rum ağzıyla “işgal” olarak
değerlendiren Doğu Perinçek bugün neden Türk Ordusuna şükranlarını
sunuyor acaba?

Türk siyasi tarihinde en çok “söylem” değiştiren
siyasi hareket lideri kimdir, dendiğinde ilk akla gelen isimdir İşçi
Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek. Siyasi hayatı boyunca dün ak
dediğine bugün kara deme, dün lanet yağdırdıklarına bugün methiyeler
düzme, dün dost olduklarıyla bugün düşman olabilme becerisine sahiptir
kendisi... 1960’ların son döneminde başlayan siyasi kariyeri hep
hüsranlarla dolu olmasına karşın hâlâ koltuğunu muhafaza etmeyi
başarmasını biraz da bu becerisine bağlamak gerekiyor.

Doğu
Perinçek’in devrimci solla başlayan siyasi macerasının ilk istasyonu Çin
sosyalizmi yani Maoculuk oldu. Bu dönemde Türkiye’de güç kazanan Sovyet
yanlısı sola yönelik sert eleştirileriyle dikkat çekti. Sol çevrelerde
çıkışlarıyla adından söz ettiren Perinçek’in geniş kitleler nezdinde
tepki toplayan ilk eylemi, Türkiye’nin Kıbrıs’taki Türkleri korumak için
düzenlediği Barış Harekâtına yönelik açıklamaları oldu. 1990’larda yine
bölücü örgütü savunan “İllegalleşen devlet en büyük terörist haline
gelmiştir. Kürt illeri can pazarına dönmüştür.” açıklaması ve 2000’e
Doğru dergisindeki yayınları ile halkın tepkisini toplayan Perinçek’in
bu ilk çıkışının öyküsü oldukça ilginç detaylar içeriyor.

1974’teki
Kıbrıs Barış Harekâtını “işgal” olarak nitelendiren Doğu Perinçek
önderliğindeki Aydınlık hareketi, birçok il ve ilçede barış harekâtını
kınayan salon toplantıları, korsan gösteriler, çeşitli bildiri ve afiş
asma eylemleri gerçekleştirdi. “İşgale nihayet, Kıbrıs’a hürriyet”,
“Kahrolsun gerici savaş” sloganları atan Perinçek hareketi, Kıbrıs
Türklerinin direnişini yöneten Türk Mukavemet Teşkilatı’nı hedef alan
açıklamalar yaptı. Bunun üzerine Aydınlık’ın çeşitli illerdeki büroları
güvenlik güçlerince basıldı, 50 kadar kişi de tutuklandı. Ankara ve
İstanbul’da bu gruba ait yayınların dağıtımı yasaklandı. Barış
Harekâtı’nı Aydınlık ve Halkın Sesi dergilerinde yerden yere vuran
Perinçek, daha sonra bu yazılarını kitaplaştırdı. 1976 yılında
yayımlanan “Kıbrıs Meselesi” isimli kitapta Perinçek’in TSK ve Rauf
Denktaş için kullandığı ifadelerle bugünkü söylemleri arasındaki zıtlık
çelişki insanı şaşırtıyor. O dönemde Kıbrıs’taki Türk askerî varlığını
Kıbrıslı Rumlar gibi “işgalci” olarak değerlendiren Perinçek, şunları
söylüyordu: “Türkiye’nin Kıbrıs’ı işgalinden sonra halkların birbirine
kırdırılması, görülmedik bir noktaya ulaşmıştır. Türk işgalinin devam
etmesi Yunan askerlerinin adada kalmasına neden olmakta, yeni katliam ve
cinayetler için gerekli ortam yaratılmaktadır. Katliamların esas
sorumlusu, Kıbrıs’ta yangınlar çıkaran iki süper devletle birlikte
adadaki yabancı askeri kuvvetlerdir.” (sayfa 32)

Perinçek TSK’yı İsrail ordusuna benzetiyor

Perinçek’in
“Bağımsızlık diye diye çiğnenen bağımsızlık” başlıklı makalesindeki
üslup ise ileriki yıllarda MİT ve Emniyetin maruz kalacağı karalama
yöntemlerinin ilk prototiplerini içeriyordu. Türk Silahlı Kuvvetlerini
“işgalci, yağmacılığa silahlı bekçilik yapan, ABD jandarması,
emperyalist” gibi ifadelerle suçlayan Perinçek ağır hakaretlerde
bulunuyordu: “Bugün Kıbrıs’ta durum nedir? Yabancı ülkelerin askeri
müdahale ve işgalleri sonucunda Kıbrıs’ın bağımsızlığı yok edilmiştir.
Kıbrıs topraklarının neredeyse yarıya yakını Türkiye’nin işgali
altındadır. Bu bölgelerde egemen olan Türkiye devletinin otoritesidir.
Kıbrıs bugün Türkiye’nin altmış sekizinci vilayeti durumundadır. İki gün
önce ‘bağımsız Kıbrıs’ sloganının şampiyonluğunu yapan Türkiye hükümeti
Kıbrıs’ı işgal ettikten sonra ülkenin bağımsızlığa kavuşmasının
önündeki esas engel haline gelmiştir.” (sayfa 33-34)

İP lideri
yazılarında Kıbrıs Türk toplumunu Enosis’i gerçekleştirmek için imha
etmeyi planlayan Rumlara karşı düzenlenen askeri harekâtın “emperyalist
ve gerici bir karakter” taşıdığını savunuyordu. Yunanistan’ın Kıbrıs’a
yönelik askeri işgal politikalarına ‘yeşil ışık yakan’ Perinçek Yunan
tarafının yayılmacı tavrının “Türk Ordusunun işgalini
meşrulaştırmadığını” iddia edecek kadar ileri gidiyor. Türkiye’nin
Kıbrıs’taki askeri varlığını İsrail’in Filistin’deki işgaliyle eş değer
gören Perinçek burada oldukça enteresan bir örnek veriyor: “Türkiye
hakim sınıfları, Kıbrıs’taki Türk toplumu üzerindeki baskıları ileri
sürerek müdahalede bulundu. Yarın sözgelişi Türkiye’deki Kürt
milliyetinin ezildiği ileri sürülerek yabancı bir devlet Türkiye’ye
silahlı müdahalede bulunsa, bu müdahale haklı mı olacaktır?” (sayfa 46)

Kitapta
TSK’ya yönelik hakaret ve eleştiriler oldukça ağır. NATO jandarmalığı
yapan Türk Ordusu’nun Kıbrıs’ı ABD emperyalistlerinin Doğu Akdeniz’de
batmayan bir uçak gemisi haline getirdiği iddia edilerek, bu sayede Arap
halklarına karşı siyonizmi destekleyen bir Amerikan üssünün kurulduğu
ileri sürülüyor: “Kıbrıs’ın işgalinden önce Türkiye ile diğer Üçüncü
Dünya ülkeleri arasında gelişen dostluk ilişkileri ağır bir darbe
yemiştir. Türkiye’nin ABD emperyalistlerinin işbirlikçisi olarak
Ortadoğu’da ikinci bir İsrail rolü oynaması, bölge halklarıyla dostluğu
baltalamıştır.” (sayfa 51)

1990’larda terörle mücadelenin en
sıcak dönemlerinde Mehmetçiğin moralini bozan ve TSK komuta kademesi
arasında çatışma çıkarmayı amaçlayan yayınlarıyla gündeme gelecek olan
Perinçek ekibi, bu dönemde kontrgerilla edebiyatı ve yargısız infaz
haberleriyle adeta bölücü örgütün psikolojik harp ünitesi gibi hareket
ediyordu. Perinçek’in Türkiye’nin milli birliğe ihtiyaç duyduğu sıcak
dönemlerde kamuoyuna mal olmuş isimlere yönelik karalama
kampanyalarından 1970’lerde nasibini alanlardan birisi de Kıbrıs
davasının sembol ismi Rauf Denktaş’tı. Dönemin sol jargonuna uygun
olarak önce “faşist” olarak takdim edilen Denktaş, aynı zamanda yine
literatüre uygun olarak emek düşmanı ve yağmacı diye yaftalanmaktan
kurtulamıyordu. Aradan geçen 30 yıl içinde sürekli ortama göre pozisyon
alarak ayakta kalmayı başaran Perinçek hareketinin bugün Kıbrıs meselesi
ve Rauf Denktaş’la ilgili düşünceleri de eskisiyle tamamen zıt bir
görünüm arz ediyor.

19 Temmuz 2004 tarihli Anadolu Ajansı
bültenine göre Barış Harekatı’nın 30. Yıldönümü kutlamaları için KKTC’ye
giden Doğu Perinçek burada yaptığı açıklamada bir Türk olarak
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile gurur duyduklarını anlatıyordu. Doğu
Perinçek, “Kendisini bütün gücümüzle, Türkiyemiz ve KKTC için
destekliyoruz. KKTC devleti ve halkına desteklerimizi sunmak için bu
güzel günde adamızı ziyaret ediyoruz.” diyor. Aynı konuşmasında 30 yıl
önce “işgalci” dediği Türk Ordusuna bugün şükranlarını sunan Perinçek,
bakın bir zamanlar Denktaş hakkında neler söylüyordu: “Kıbrıs’taki
faşist Denktaş yönetimi, bu talan ve yağmayı kendi tekeline almak için
kanun çıkarmak gereğini dahi duymaktadır. Cumhuriyet gazetesinin
yazdığına göre, Türk birliklerinin işgali altındaki bölgede (KKTC’yi
kastediyor) bir ‘Nereden buldun kanunu?’ çıkartılacaktır. Bu kanun
kişisel olarak yapılan yağmayı yasaklayarak, Rumların terk ettiği
mallara, Faşist Denktaş yönetimi tarafından el konulmasını
sağlayacaktır. Bütün bunlar Türk Ordusu’nun silahlı bekçiliği altında
yapılmaktadır.” (sayfa 65) “Nasıl Türkiye’deki sömürü, emperyalistlerin
ve onların bir avuç işbirlikçisinin kasasını dolduruyorsa, Kıbrıs’taki
durum da farklı değildir. Rauf Denktaş gibi emperyalist işbirlikçisi
faşistlerin baskısı altındaki Kıbrıs’ın emekçileri üzerindeki baskısı
devam etmektedir.” (sayfa 66)

Bugün Birleşmiş Milletler
tarafından önerilen Annan Planı gibi iki toplumlu ve çoğulcu bir çözüm
önerisini ülkeye ihanet olarak gören İP lideri Perinçek, 1970’lerde
bugün karşı çıktıklarını savunuyordu. “Bugün özellikle Türkiye, Kıbrıs
toplumlarının birlikte yaşayamayacağını ispat etmek için düşmanlığı
körüklemekte ve süper devletlerin aleti olmaktadır. Çünkü Türkiye’nin
Kıbrıs’la ilgili tezleri ve çözüm teklifleri tamamen düşmanlığı devam
ettirmek temeli üzerine kurulmuştur.” (sayfa 31)

Kıbrıs belgelerini satan adamı savundu

Doğu
Perinçek’in fikrini değiştirmedi ği tek nokta İngiliz ve Fransızlarla
ilgili tutumu. Kitabında Türk hükümetinin ABD’nin koltuğu altında Fransa
ve İngiltere düşmanlığı yaptığını ileri sürerek, bu iki ülkeyi daha
sevimli gösterme çabası içinde olduğu görülüyor. Türkiye’nin Kıbrıs
harekâtına şiddetle karşı çıkan İngiltere ve Fransa’yı Üçüncü Dünya
ülkeleriyle aynı çizgiye yerleştirerek sevimli hale getiren İP lideri
acaba neden böyle bir gayret içine girmiş olabilirdi? MİT Kontr-terör
Dairesi eski Başkanı Mehmet Eymür’e göre Aydınlık Grubu’nun perdeleme
yapmasının nedenini derinlerde aramak gerekiyor.

7 Ağustos 1978
tarihli Aydınlık gazetesinde başlayan “Kontrgerilla Şeflerini
Açıklıyoruz” yazı dizisinde bu ilişkilerin netleştiğini anlatan Eymür’ün
açıklamaları şöyle: “Perinçek ‘Kıbrıs’taki Bayraktarlık Türkiye’deki
tertip ve kışkırtmaların ocağıdır’ diyor, ‘Bayraktarlığın Özel Harp
Dairesi’nin Kıbrıs’taki Özel Şubesi olduğunu’ söylüyordu. Demek ki
Kıbrıs’taki Türk faaliyeti birilerini rahatsız etmiş, Özel Harp
Dairesi’nin milli menfaatler doğrultusunda kullanılması bu birilerini
kızdırmıştı.”

Eymür, açıklamasında, Kıbrıs’taki milli
faaliyetlerden rahatsızlık duyanların kimler olduğuna da açıklık
getiriyor. Buna göre, Aydınlık tarafından başlatılan yazı dizisinin
amacı bir casusluk faaliyetini ortaya çıkaran Milli İstihbarat Teşkilatı
(MİT) mensuplarını hedef göstermek ve pişman etmekti. Eymür’e göre MİT
İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı emekli kurmay albay Sabahattin
Savaşman’ın Kıbrıs konusundaki bazı gizli karar ve haritaları İngiliz ve
Amerikan gizli servisi mensuplarına verirken yakalanması yabancı gizli
servislerde büyük rahatsızlık meydana getirmişti. Tutuklamanın hemen
ardından Savaşman’a suçüstü yapanlara karşı taarruz başladı. Aydınlık
gazetesinde yayımlanan bu yazı dizisi “örtülü faaliyetlerin” adresini de
açıkça ortaya koyuyordu. Yazı dizisi ile İngiliz ve Amerikan gizli
servisinin operasyonunu bozan MİT görevlileri ev adresleri verilerek sol
terör örgütlerine hedef gösteriliyordu.

Yazı dizisinin ardından
Sabahattin Savaşman’ın anılarını “Üçüncü Adam Anlatıyor” adıyla
kitaplaştıran Perinçek ekibinin yollarının İngilizlerle kesişmesi sadece
bununla sınırlı değil. Aydınlık gazetesinin “Haber ve Makalelerden
Sorumlu Müdürü” Aydoğan Büyüközden Robert Kolej’de görevli bir İngiliz’e
ait lojmanda telsizlerle ve başında perukla yakalanmıştı. Ancak
Büyüközden ile İngiliz görevli arasında nasıl bir ilişki olduğu o
dönemde sorgulanmadı.

Buraya kadar anlatınlar İP liderinin
zikzaklar, tutarsızlıklar ve önemli kişi olma çabasıyla ülkeye verdiği
zararları gözler önüne seriyor. Kendisini biraz tanıyanların aşina
olduğu bu tabloda rahatsız edici tek husus devletin ilgili birimleri ve
makamlarında uzun yıllar görev yapmış isimlerin böyle bir kişiliğe
itibar edebilmeleri oluyor.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://islami.webyardim.org
 
Medyadan Alıntılar - Perinçek'e göre Kıbrıs Barış Harekatı işgal
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
İslami Bilgiler Paylaşım Sitesi :: İSTİHBARAT(WORDPRESS) :: BİLGİLER-
Buraya geçin: