İslami Bilgiler Paylaşım Sitesi

http://islami.webyardim.org
 
AnasayfaKapıTakvimKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Apo'yu Niye Verdiler?

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
usok22
kurucu
avatar

Mesaj Sayısı : 8175
Kayıt tarihi : 22/05/10
Yaş : 29
Nerden : Bursa

MesajKonu: Apo'yu Niye Verdiler?   Paz Ocak 22, 2012 10:01 am


"Bize
niye Apo'yu verdiler onu hala ben de bilemiyorum. ....Ama sonunda
hayırlısı oldu. Apo konusunda hiçbir şart getirmediler bize."


Bu sözleri söyleyen Türkiye Cumhuriyeti'nin eski Başbakanı Bülent Ecevit.

Sabah
Gazetesinin 13 Nisan 2005 tarihinde yaptığı mülakatta aynen böyle
diyor. Eğer benzer diğer mülakatlarını okumasam acaba yanlışlık mı var
diye tereddüt edeceğim.

Sonunda hayırlısı olmuş..? Terör
örgütünün başının Türkiye'ye getirilişinde nasıl bir hayır olduğu gözler
önünde. Hem daha bitmedi, filmin devamı da var...

Ecevit "Apo konusunda hiçbir şart getirmediler bize" diyor. Acaba hatırlamıyor mu?

Atin'de altı yıl önce, 23 Mart 1999'da kaleme alınan "Öcalan'ın Suriye'den Çıkışı - Yeni bir stratejinin başlangıcı mı?" başlıklı yazının bazı bölümlerini hatırlatmakta yarar var:

"4 şubat 1999 akşamı, olağan gibi gözüken her şey, az sonra gerçekleşecek randevuyla, bambaşka bir boyuta taşınacaktı.

Amerikan
gizli servisi CİA’ nın Ankara temsilcisi, Yenimahalle’de bulunan, Türk
gizli servisi MİT’in resmî konutundaki randevusuna tam saatinde geldi.
İki gizli servis mensubu karşılıklı nezaket sözcüklerinin sonrasında iş
konuşmaya başladılar. Amerikalı casus, MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’a
çok önemli bir teklifte bulunuyordu.

CİA yetkilisi, MİT
Müsteşarı’na, PKK terör örgütünün başı Abdullah Öcalan’ın ortak
gerçekleştirilecek bir operasyonla yakalanmasını ve Türkiye’ye
getirilmesini öneriyordu.

Saat 21.15 sularıydı. Şenkal Atasagun
olayla ilgili biraz daha bilgi istedi. CİA yetkilisi ne istendiğini
anlamıştı. Amerika, Türkiye’ye Abdullah Öcalan’ı teklif ediyordu. Ama
şartı neydi? Amerika Öcalan’ı niye Türkiye’ye verecekti?

Amerika’nın şartı açıktı:

“Operasyonu
Amerikan ve Türk ekipleri gerçekleştirecek. Ancak ne olursa olsun
Abdullah Öcalan Türkiye’ye sağ olarak getirilecek, mahkemede adil olarak
yargılanacak ve öldürülmeyecekti.”

....Amerika şart olarak,
Abdullah Öcalan’ın sağ olarak Türkiye’ye getirilip, yargılanması ve
öldürülmemesi konusunda garanti ve güvence istiyordu. Onlara göre en
önemlisi buydu. Türkiye’nin Öcalan’ı yok etmek konusundaki daha önce
gerçekleştirdiği operasyonlardan haberdar olan Amerikan yönetimi,
Öcalan’ın sağ ele geçirilmesinde ısrarlıydı.

Şenkal Atasagun,
Amerikalı temsilcinin sözlerini dikkatle dinledi. Bu konudaki kararı tek
başına vermesinin mümkün olmadığını aktardı.

Atasagun, Başbakan
Bülent Ecevit’e ulaştı. Ecevit o sırada Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in
verdiği bir yemek nedeniyle Çankaya’da Başbakanlık Konutu’nun hemen
altında bulunan Dışişleri Konutu’ndaydı. Konu çok özeldi ve hemen
görüşmek gerekiyordu. Ecevit, ”gelin” dedi. Atasagun’a başbakanlık
konutunda randevu verdi.

Saat 22.45’de Başbakan Ecevit ile MİT
Müsteşarı Şenkal Atasagun başbaşa görüşmeye başladılar. Ecevit, CİA
yetkilisinin aktardıklarını duyunca, Cumhurbaşkanı’na bilgi vermek
gerektiğini söyleyip, Süleyman Demirel’i aradı.

.....Saat 23.10’da olağanüstü zirveye kapılarını açmıştı Köşk.

Cumhurbaşkanı
Süleyman Demirel, Başbakan Bülent Ecevit ve MİT Müsteşarı Şenkal
Atasagun konuyu tartışmaya başladıklarında Genelkurmay Başkanı Hüseyin
Kıvrıkoğlu da toplantıdaki yerini aldı. Kapıda gazeteciler yoktu.
Toplantıdan bakanların dahi bilgisi olmamıştı. Ankara’da çıt çıkmıyordu.


Atasagun kendisine iletilen teklifi aktardı. Amerika’nın şartı
kabul edilebilir bulunuyordu. Öcalan, sağ olarak ele geçirilirse, Türk
gizli servisinin elemanları kendisini “sağ ve sağlıklı” olarak
Türkiye’ye getirecekler ve adalete teslim edeceklerdi.

Genelkurmay
Başkanı Kıvrıkoğlu, Öcalan’ın “teslim edilebilirliği konusuna çok
güvenmediğini” belli ediyordu. Ama bu operasyona girilmeliydi.

Operasyonun
bütün sorumluluğu Şenkal Atasagun’a verildi. Operasyon başından sonuna
kadar MİT’e ve müsteşarına teslim edildi. Atasagun’un isteği üzerine
Genelkurmay İstihbarat Dairesi’nin başında bulunan General Fevzi Türkeri
de, çalışmaya dahil edildi.

Atasagun, Çankaya Köşkü’nden ayrıldıktan sonra yeniden konutuna, kendisini beklemekte olan CİA yetkililerinin yanına döndü.

“Tamam”
dedi, “Abdullah Öcalan sağ olarak getirilecek ve yargıya teslim
edilecek. Bağımsız Türk yargısı kendisini en adil bir şekilde
yargılayacak.”

Asrın gizli servis operasyonu işte bu sözlerle
başlamış oluyordu. İki gizli servis arasında hemen oracıkta bir kâğıt
üzerinde basit bir protokol yapıldı."


Neticede
Amerikalıların düzenlediği bir operasyon neticesinde Öcalan Kenya’nın
başkenti Nairobi’de Türk uçağına teslim edildi ve16 Şubat 1999 tarihinde
Türkiye'ye getirildi.

Öcalan'ın yakalanmış olması o tarihte
Ecevit'e ve MİT Müsteşarına büyük prestij sağladı ve bu hava uzun bir
müddet devam etti. Bu zafer sarhoşluğu içinde kimse Öcalan'ın neden
teslim edildiğinin sebebini araştırmadı.

Tekrar geriye dönelim ve altı yıl önce ne demişiz bir göz atalım:

"Ne olmuş, ne değişmişti?. Sabrımızın taşması, meşru-müdafaa hakkımızın kullanılması için 19 yıl kan akması mı gerekliydi?

Yoksa olayın ne kadar ciddi olduğunun yeni mi farkına varmıştık?

Neden bu çıkışlar 10 sene, 15 sene önce veya büyük bir katliamdan sonra yapılmadı?

Türk
İstihbaratı yıllardan sonra Suriye’de Öcalan’ın barınaklarını saptamış
ve kontrol altına almıştı. Bataklık tespit edilmiş, kurutulması an
meselesiydi. MİT içinde Öcalan’a karşı başarılı aktif faaliyet yürüten
bu kadro neden birden bire dağıtıldı?

Öcalan Suriye’den
çıktıktan sonra Rusya gibi bir ülke onu himayesine alıp Suriye emsali
“burada yok, isterseniz heyet yollayıp kendiniz bakın” deseydi ne
yapacaktık? 19 yılın çalışmasını sıfırlayıp, yeniden yıllarca yerinin
tespitine mi çalışacaktık?

Amerika destek vermeseydi, gelişmeler
ne şekilde olurdu? Öcalan’ı kendi imkanlarımızla, milli
operasyonlarımızla yakalayıp getirebilir, zafer işaretleri verebilir
miydik?

Banka olaylarının gündemde olduğu bir tarihte neden Cavit Çağlar’ın uçağı?

Amerika
neden daha önce destek vermedi de simdi verdi? Kuzey Irak’taki yeni
yapılanma ile Öcalan olayı arasında bir münasebet var mı?

İşte
bu sualler, yeni bir suali: “Öcalan’ın Suriye’den çıkarılması acaba yeni
bir stratejinin, PKK’nın siyasallaştırılması ve legalize edilmesi
hareketinin başlangıç noktası mı?” sualini akla getiriyor."


Şimdi Abdullah Öcalan'ın yeniden yargılanması söz konusu olunca kıyamet kopuyor, bu günkü hükümet fena halde suçlanıyor.

Peki
"Öcalan'ın neden verildiğini" bilmeyen eski Başbakan'ın, zamanın
Cumhurbaşkanı'nın, devlet namına söz verip protokol imzalayan, "Apo'yu
getiren de biziz, asılmaması için en büyük mücadeleyi veren de biziz"
diye beyanatlar veren MİT Müsteşarı'nın bu menfi gelişmelerde hiç mi
vebali yok?

Acaba Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Atilla
Ateş'in 19 yıl sabrettikten sonra Suriye'ye seslenerek sabrımızın
taştığını belirten çıkışıyla içine girilen süreç ile Amerikan
istihbaratının "Öcalan'ı teslim edelim" teklifi arasındaki zamanlama
faktörü sadece bir tesadüften mi ibaret?

Malum medya hala
Öcalan'ın Türkiye'ye getirilmesini büyük bir başarı olarak gösteriyor.
Öyle ki geçen gün gazetelerde emeklilik dilekçesi veren Şenkal
Atasagun'dan sonra MİT'in deneyimli yöneticilerinden Emre Taner'in
Müsteşarlığa getirileceğinden bahsederken dahi onu başarılı göstermek
için "Operasyonlardan sorumlu en kıdemli Müsteşar Yardımcısı olarak, PKK
elebaşısı Abdullah Öcalan’ın yakalanıp Türkiye’ye getirilmesi
operasyonunun arkasındaki isimlerden biriydi" diyorlar.

Emre Bey'i bu operasyonla anmak ona yarar değil zarar verir.

Bu
operasyonda bir başarı varsa, sonradan elimizde patlayacak olan paketi
neden aldığını bilmeyen, uçağa koyup getirenlerde değil, neye verdiğini
bilenlerdedir. Gerçek operasyon budur ve hakiki operasyoncular da
paketi teslim edenlerdir.

Türkiye'nin aldatıldığı ve zokayı yuttuğu bir operasyonu kendi açımızdan başarılı saymak saflığında ötesinde bir şey...

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://islami.webyardim.org
 
Apo'yu Niye Verdiler?
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
İslami Bilgiler Paylaşım Sitesi :: İSTİHBARAT(WORDPRESS) :: BİLGİLER-
Buraya geçin: