İslami Bilgiler Paylaşım Sitesi

http://islami.webyardim.org
 
AnasayfaKapıTakvimKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Çakallar Vadisi

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
usok22
kurucu
avatar

Mesaj Sayısı : 8175
Kayıt tarihi : 22/05/10
Yaş : 29
Nerden : Bursa

MesajKonu: Çakallar Vadisi   Paz Ocak 22, 2012 10:01 am

Bir gazete "Kurtlar Vadisi" diye başlık atmış. Yaşadıklarımız, gördüklerimiz ve duyduklarımızın yanında bu dizi zayıf kalır.

Birkaç
istisna hariç, sanki aynı orkestra şefinin idaresindeymiş gibi basın
Çakıcı ve Kaşif Kozinoğlu'ndan bahsediyor. Ama Şenkal Atasagun için tık
yok.

"Atasagun soruşturma başlatmış"

Ha.. haa... haaa...

Biz
6 sene önce, yani 1998'de nasıl olsa bir gün Çakıcı - Atasagun
ilişkisinin ortaya çıkacağını söylemiştik. Bu ilişki bal gibi ortaya
çıktı ama kör ve sağarlar orkestrası başka hava çalıyor. İsterseniz 24 Ağustos 1998 tarihli Hürriyet Gazetesi'ne bir göz atın. O tarihte görevli olduğumuzu hatırlatmada da yarar var.

Şimdi filmi başa alalım...

Takma
isimli bir kişi tarafından bir ihbar mektubu yazılarak belli makamlara
yollanmış. Mektupta Nuriş kardeşlerin Cumhurbaşkanımız Sezer'e suikast
düzenleyeceği ihbar ediliyormuş. İhbar mektubundaki takma isim Alaattin
Çakıcı'nın kullandığı isimlerden biri olduğu için ve Çakıcı'nın
Nurişler'le arası da açık olduğundan MİT karargahı bunu Çakıcı'nın
yolladığı şeklinde değerlendirmiş.

Neticede
gazetelerde yer alan Hakkı Süha Şen, Yargıtay Başkanı, Alaattin Çakıcı
ve diğer birçok karışık temaslarından sonra olay çözülmüş ve Atasagun
tekamül eden dosyayı ve yanına sağ kolu Kaşif Kozinoğlu'nu alarak
Cumhurbaşkanlığı Köşküne arza gitmiş. Söylendiğine göre Cumhurbaşkanı
Sezer bu fedakarca çalışmadan çok memnun kalmış, Kaşif'e takdirlerini
belirtirken o tarihlerde de görevden alınacağı söylenen Atasagun'a "Ben
burada olduğum sürece sen de MİT'in başındasın" demiş. Atasagun'da
döndüğünde bunu mesai arkadaşlarına anlatmış.
file:///D:/atin/images/themes/anadolu/space.gif
Bilmenizde
yarar var, 2937 sayılı MİT Yasası'na göre, MİT Müsteşarı, MGK'da
görüşüldükten sonra Başbakan'ın "inhası" ve Cumhurbaşkanı'nın onayı ile
atanabiliyor. Yani Cumhurbaşkanı hayır dediği müddetçe hükümetin oraya
bir atama yapması mümkün değil.

Dönelim ihbar mektubumuza...

Böyle
bir mektup geldiği zaman konu önemli ise imzasız veya sahte isimli de
olsa ciddiyetle üzerinde durulur. Müsteşarlık arşivlerinde ve ilgili
ünitelerde mektupta bahsi geçen isimlerle ilgili araştırma yapılır. Daha
sonra karargahta elde edilen bilgilerle birlikte ihbar mektubu Ankara,
İstanbul gibi mektubun yazıldığı düşünülen veya postalandığı bilinen
Bölge Başkanlığına yazı veya kripto talimatı ile yollanır. Bölgeler
gerektiğinde polis laboratuarları ile koordine suretiyle el yazısı,
daktilo, parmak izi gibi konularda inceleme ve karşılaştırma yaparak
olayı çözmeye çalışırlar. Biz zamanında böyle 20-30 yere birden
postalanan bir imzasız mektubu, tahkik ederken mektupları alan Postahane
görevlisinin hatırlaması üzerine, mektupları eski bir mensubumuzun
evinde çalışan bir kadının attığını tespit edip olayı çözmüştük.

MİT
Operasyon Başkanlığı Asya ülkeleri Daire Başkanı olan Kaşif
Kozinoğlu'nun böyle bir ihbar mektubu ile yakından-uzaktan ilişkisi
olmaması gerekir.

Ancak bu konuda Atasagun Kaşif Kozinoğlu'nu
görevlendirildiğine göre, bu da MİT-Çakıcı ilişkilerinin gizli bir
şekilde devam ettiğini ve bu ilişkilerin Müsteşarın bilgisi dahilinde
Kaşif Kozinoğlu tarafından yürütüldüğünü gösterir.

Diğer taraftan
böyle önemli bir ihbar ihtiva eden mektup alınca, yapılacak ilk iş
eylemi yapacağı ifade eden Nurişler ile görüşüp, en azından ihbarda
küçük de olsa bir hakikat payı olup olmadığını incelemek, konuyu açığa
çıkararak böyle bir niyet varsa bile, bunu önlemektir.

Müsteşar
Atasagun ve Kaşif Kozinoğlu mektubun Çakıcı tarafından yazıldığını
belirtiyor. Çakıcı ise böyle bir mektup yazdığını reddediyor. Peki o
zaman Atasagun ve Kozinoğlu hangi somut verilerle bu mektubu Çakıcı'nın
yazdığını tespit etmişlerdir.

Konu tam bir tiyatro...

Atasagun
enerji yolsuzluğuna da adı karışan MİT Daire Başkanı Kozinoğlu için
acil soruşturma açıyor ve daha önce "iş gereği" diye niteleyip
"elemanımıza güveniyoruz" derken şimdi "İddia edildiği gibi devreye
girmişse tabii ki suçludur. Suçluysa cezasını çekecek" diyor.

Atasagun'un gazetecilere verdiği belirtilen bu beyanatta söylediği bazı sözler olayı bütün açıklığı ile ortaya çıkarıyor.

MİT
Müsteşarı, yayınlanan Kozinoğlu'nun Enerji Bakanlığı soruşturması
çerçevesinde gözaltına alınan işadamı İbrahim Selçuk adına borç
tahsilatı yaptığı iddialarını gazetelerden öğrendiğini belirtirken diğer
yandan "Zaten bu konuşma da (önceki) soruşturmada vardı. Ama o gözle
bakmamıştık. Şimdi yeniden inceleyeceğiz, olaya yeni bir boyut geldi"
deyiyor.

İşte telefon konuşması.

- Kimin alacaklı olduğu belli mi?: Belli. İş adamı İbrahim Selçuk.

- Kimin borçlu olduğu belli mi?: O da belli, Cemal Çağala. Cep telefonunun numarası da var.

- Borcun tahsilatı ile uğraşan kim?: MİT Operasyon Başkanlığı Asya ülkeleri Daire Başkanı Kaşif Kozinoğlu.

- Borcu kime tahsil ettirmek istiyor?: Alaattin Çakıcı'ya.

- Borcun hangi yöntemle tahsilini istiyor?: Tehdit, zor kullanma.

-
Kozinoğlu bu konuda kime talimat veriyor?: Çakıcı'nın telefonlarının
dinlendiğini bildiğinden bu konuda irtibat görevi yapan ve onu Yargıtay
başkanı ile de tanıştıran Hakkı Süha Şen'e veriyor.

- Peki bu bir suç mu?: Evet suç.

Şimdi
insaf edin. MİT Müsteşarlığına gelmiş bir kişinin bu telefon
konuşmasını okuyup değerlendirememesi mümkün mü? Mümkün ise o zaman o
makamda işi ne? Hadi o değerlendiremedi, işlerine geldiğinde her şeyi
didik didik araştıran Teftiş Kurulu Başkanı ve Müfettişler de mi
değerlendirme yapamadılar?

Ortada müşterek bir suç ve örtbas etme durumu var.

Yoksa, İbrahim Selçuk, Kozinoğlu'nun değil de Atasagun'un dostu olmasın...???

Merak etmeyin, nasıl olsa bu da bir gün ortaya çıkar.

"Kozinoğlu
karıştıysa cezasını çekecekmiş". Onun için mi her zaman mahkemeye
yollanmak istenmeyen memurlar için başvurulan yöntemle yurtdışına,
Japonya'ya yollandı.

Atasagun bu beyanları ile muhataplarını aptal yerine koyuyor ama dedim ya orkestra başka havada.

Kozinoğlu'nun kısıtlı dokunulmazlığı varmış. Demek zor, cebir, haraç, tahsilat da dokunulmazlığa tabi imiş.

Belki
bir MİT mensubunun bir İnternet sitesine yazdığı, Atasagun ve Kaşif'in
MİT'i ne hale getirdiği ile ilgili ikinci mektubu okumadınız.

Kozinoğlu ve Atasagun Mit’i bitirdi


Yazılanların onda biri dahi doğru olsa, durum çok vahim....

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://islami.webyardim.org
 
Çakallar Vadisi
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
İslami Bilgiler Paylaşım Sitesi :: İSTİHBARAT(WORDPRESS) :: BİLGİLER-
Buraya geçin: