İslami Bilgiler Paylaşım Sitesi

http://islami.webyardim.org
 
AnasayfaKapıTakvimKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Atasagun'da Telaş

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
usok22
kurucu
avatar

Mesaj Sayısı : 8175
Kayıt tarihi : 22/05/10
Yaş : 29
Nerden : Bursa

MesajKonu: Atasagun'da Telaş   Paz Ocak 22, 2012 10:03 am


Dünkü Hürriyet gazetesinin manşeti Alaattin Çakıcı'nın bir yakını ile telefon irtibatı tespit edilen üst düzeydeki bir MİT görevlisi ile ilgiliydi.

-Yine "Vatan İçin"-

MİT
görevlisi, savcılıktaki sorgusu sırasında vücudundaki izleri gösterip,
‘vatan için kurşun yediğini’ anlatmış ve görüşme nedeni olarak da MİT’in
Türkiye’de bir politikacıya suikast yapılacağı haberini aldığını,
suikast girişimini önlemek için suikastı hazırlayan Alaattin Çakıcı'nın
adamı ile ilişki kurduğunu belirtmiş.

Yani MİT'in üst düzey görevlisi Çakıcı'ya yakını vasıtasıyla "Aman lütfen bu politikacıya suikast yapma" demiş...

-Para ve Tehdit-

Ancak
konuşma bandı MİT'in üst düzey görevlisini yalanlıyormuş. Kaydedilen
telefon görüşmesinde parasal konular konuşuluyor, MİT görevlisi,
Çakıcı’nın adamına ‘Ona söyle, adamı arasın, senin üzerine karabulut
gibi çökerim desin’ diyormuş.

Yani Çakıcı'nın birisini tehdit etmesini istiyormuş.

Tehdit edilmesi istenilen kim acaba? O günlerde Çakıcı bana da tehdit mesajları yolluyordu da...

Bu
arada MİT devreye girmiş ve savcılığa resmi bir yazı göndererek yasa
gereği Başbakanlık izni olmadan mensuplarının yargılanamayacağını,
sorgulanan MİT görevlisinin faaliyetlerinin bilgileri dahilinde olduğunu
bildirmiş.

Demek ki sadece devletin güvenliğini değil, Mafya ile ilişkileri de koruma altına alan yasalar da varmış...

Demek ki MİT Müsteşarı bütün olan bitenden haberdar...

-Yine Kaşif-

Tesadüf
bu ya, aynı günlerde Atasagun'un özel operasyonlarda sağ kolu olan ve
her türlü kanunsuz faaliyete adı karışan Kaşif Kozinoğlu da İstanbul'da
savcıya ifade vermiş.

Belki de başka bir konu ile ilgilidir...

Bu arada genç ve başarılı araştırmacı yazarlardan Faruk Mercan Aksiyon dergisinde "Asala operasyonunda yoktum" başlığı altında Çakıcı ile yaptığı bir mülakatı yayınlamış. Bu mülakatta Çakıcı çoğunlukla doğru cevaplar vermiş.

-Hükümet Düşüren Adam-

"Amerikalılara
çok cazip geldim. Elinde telefonla hükümet düşüren bir adamdım." demiş.
Çakıcı sadece Amerikalılar için değil, birçok istihbarat teşkilatı için
cazip bir eleman. Sadece hükümet düşürmüyor, devletin en üst
kadrolarıyla içli dışlı, birçok siyasiyi-bürokratı maaşa bağladığını
söylüyor. Devletin en hassas organlarında istediğini işten aldırıyor,
istediğini üst görevlere getirttiriyor. İhaleleri yönlendiriyor,
bakanlarla senli benli konuşuyor, başbakanları tehdit ediyor. Emrinde
adam öldürmeye, yaralamaya hazır bir sürü adam var. Türkiye'nin başta
gelen iş adamları ile, basın patronlarıyla, gazetecilerle rahat
görüşebiliyor. Medyanın en zorlu isimleri bile onun hakkında bir şey
yazarken dikkatli davranıyorlar. İstihbarat teşkilatları için bundan
iyi bir alet olur mu? Nitekim bir yerde "Fransız polisi beni elde etmek
istedi" demiş. Bence daha başka devletler de vardır.

-Beşiktaş'la Başlangıç-

Çakıcı
"Beşiktaş spor kulübünün 1984’teki kongresinde salon güvenliğini
sağladığını ve başkan seçilmesine katkısı olduğunu" söylemiş. Ancak
kendisinden bu görevi yapmasını kimlerin istediğini belirtmemiş. Bu
kişiler MİT'teki Beşiktaşlı bazı tanıdıkları olmasın? Biliyorsunuz o
tarihlerde Nuri Gündeş'in yardımcısı durumunda olan Şenkal Atasagun bile
Galatasaray Lisesi mezunu olmasına rağmen koyu bir Beşiktaş
taraftarıydı...

"Beyrut’taki ASALA operasyonunda yokum" demiş
Çakıcı. Beyrut'taki değil, hiç bir Asala operasyonunda olmadı. Daha
doğrusu, Çakıcı, Şenkal Atasagun'un 16/07/1987 tarihinde Güvenlik Daire
Başkanlığına yazdığı resmi bir yazıda önermesi neticesinde, 03-12
Ağustos 1987 tarihleri arasında, Türkiye'nin yıllarca savaştığı bir
terör örgütüne karşı Avrupa'da yürütülmesi planlanan, ancak hedefin
bulunduğu bölgedeki polise sızdığı için iptal edilen bir operasyonda,
MİT'in numaralı elemanı olarak bir kaç adamı ile birlikte yer aldı.
Operasyon iptal edildiği için herhangi bir katkısı olmadı. Benimle olan
ve resmi kayıtlarda bulunan ilişkisi bununla sınırlı. Ayrıca daha öncede
belirttiğim gibi arandığı tarihlerde ve Fransa'da yakalanmadan önce
Şenkal Atasagun'un başında olduğu başkanlık tarafından diğer bir Türk
terör örgütüne karşı yürütülen neticesiz bir operasyonda kullanılmış.

-Doğrular ve Yanlışlar-

Bu
bakımdan Çakıcı'nın “Hiçbir zaman MİT elemanı olmadım” cevabı doğru
değil. Keza Faruk Mercan'ın yazısında yer alan MİT eski Müsteşar
Yardımcısı Hiram Abas’ın 1980’lerin başından itibaren Fransa ve
Yunanistan'da ASALA operasyonlarını yönettiği de doğru değil. Avrupa'da
Çatlılarla yürütülen operasyonların yöneticisi Nuri Gündeş ve İstanbul
ekibi ile Ankara'da zamanın MAH Başkan Yardımcısı. Ayrıca Avrupa'da
görev yapan ve benim bir yazımda "isimsiz kahramanlar" diye bahsettiğim
bilinmeyen bir "Türkmen" ekibi var.

Çakıcı mülakatta “Bizler
topluma zararlı insanlarız.” demiş. Bence mülakatın en doğru bölümü bu
kısım olmuş. Hem de çok fazla zararlı.

Şimdi başka bir konuya geçmek istiyorum.

-Çakıcıyı Yurtdışına Kim Kaçırttı?-

Çakıcı
ile ilgili olarak yıllardır yazılanlara, yayınlanan ses bantlarına,
resmi evraklara rağmen birisi çıkar da ısrarla Çakıcı'yı yurt dışına
"Mehmet Eymür" kaçırttı derse o insanı nasıl nitelendirir siniz? Ben ya
hiç bir şeyden haberi olmayan bir ahmaktır veya konuyu başkalarının
üstüne yöneltip birilerini korumaya çalışan bir kukladır derim.

Hürriyet
gazetesinin köşe yazarlarından Yalçın Bayer, hikayesini asılsız bir
temele dayandırarak ısrarla Çakıcı'nın kaçışında rolüm olduğunu
söylüyor. Adam sanki benden iyi biliyormuş gibi Çakıcı’yı Rodos’a
kaçıran yatın sahibi Mehmet Salih Hantal’ın benim ortağım olduğunu iddia
ediyor. Ben böyle bir ortağım yok diyorum ama o yine de aynı şeyi
köşesinde yazıyor. "Beşiktaş Kulübü’nde Çakıcı’ya vizeyi alan Kerem
Eymür, Mehmet Eymür’ün yeğeni" diyor. Diyor ama, Çakıcı'ya vize aldığını
iddia ettiği Kerem Eymür'ün savcılıkça neden ifadesinin bile
alınmadığını soramıyor. Kendi gazetesinde yazılanlardan bile haberi
yokmuş gibi davranıyor. Onun için "çok içiyor" derler ama, ben bu
yazıların içkinin tahribatı neticesinde yazdığını sanmıyorum. Bence "bu
hiç bir şeyden haberi yoku, aptalı" oynamanın bir nedeni olmalı.
Kendisi gibi sözde emekli bir istihbaratçı bulmuş, köşesinde paslaşıp
duruyorlar.

Yalçın Bayer soruyor:
Devletin güvenliği için ciddi sıkıntı yaratan yozlaşma ne zaman başladı?

Her şeyi bilen emekli İstihbaratçı cevaplıyor:
20
yıl kadar gerilere gidin... Hükümetlerin düşürülmesine kadar devam etti
bu süreç... Bu konuda birçok belge ortaya çıktı; dönemin Kontrterör
Daire Başkanı olan Mehmet Eymür’ün adı öne çıkıyor burada. Mesut Yılmaz,
muhalefette olduğu dönemde Tansu Çiller’in emriyle Mehmet Eymür
tarafından konutunun dinlendiğini söylemedi mi? Alaattin Çakıcı’nın
yakalanmasından sonra ABD’den merkeze çağrılan Eymür, emeklilik kararına
karşı direnince şeker fabrikalarına müşavir olarak atanmadı mı? Çakıcı
ile ilişkilerine gelirsek... Doğan Yurdakul-Cengiz Erdinç’in ‘ÇETE’LE’
adlı kitabında Abdullah Çatlı’nın ekibinde Abdurrahman Buğday, Sami
Hoştan, Haluk Kırcı, Mehmet Gözen ve Sedat Peker’in isimlerinin yer
alması bir tesadüf mü? Çatlı ve ekibine kimler sahip çıktı o zaman?
Hatırlanırsa, bu isimlerden Haluk Kırcı, Bahçelievler’de 7 TİP’linin
öldürülmesi olayında yer aldı. Mahkûmiyeti ile ilgili tartışmalar
sırasında tahliye edildikten sonra o da bu hükümet döneminde yurtdışına
kaçtı. Şimdi nerededir acaba? Yargıya intikal eden uyuşturucu
kaçakçılığı, adam kaçırma, haraç alma ve çeşitli kurşunlama olaylarını
çok yaşadı Atatürk’ün Türkiyesi.

Bayer:
Mehmet Eymür, ABD’den
yayın yaptığı İnterneti sitesinde Faik Meral’i ‘esprili, zeki, gayretli
bir istihbarat memuru olarak tanıdım’ diyor.

Emekli İstihbaratçı:
Ben
de okudum... Dahası var ama onun MİT Müsteşarlığı’na gelmek için çok
uğraştığını ve bazı temaslarda bulunduğunu duyduğunu yazmış; hatta
Alaattin Çakıcı ile münasebeti olamayacağını düşünüyormuş. Ancak sonunda
‘Vah be memleket nerden nereye gelmiş... Olmadı Faik, olmadı. Sen
birkaç kuruşluk menfaat için benliğini, kimliğini yıllarca çalıştığın
mesleğini satmışsın. İyi bir istihbaratçı ve terör uzmanıydın Faik,
yazık oldu sana’ diyor. Timsahın gözyaşları değil mi?

Bayer:
Peki,
Eymür’ün ‘Çakıcı ile ASALA’ya karşı birlikte çalıştığı filan yalan.
‘İsmi hiç bilinmeyen o sessiz hakiki kahramanlara haksızlık edip yeni
kahramanlar, efsaneler yaratma’ demesine ne diyorsunuz? İlginç değil mi?

Emekli İstihbaratçı:
Kendisini
ortaya çıkan bu işlerin içinden sıyırmak istiyor. Alaattin Çakıcı’yı
Rodos’a kaçıran yat sahibi Mehmet Salih Hantal’ın, Antalya Varsak’ta
Polar buz fabrikasında ortaklığı yok muydu? Beşiktaş Kulübü’nde
Çakıcı’ya vizeyi alan Kerem Eymür, Mehmet Eymür’ün yeğeni değil miydi?

Bayer:
Çakıcı’ya ilk kaçışında yardımcı olan Pekin’deki MİT görevlisi Yavuz Ataç...

Emekli İstihbaratçı:
Dış
Operasyonlardan Sorumlu eski Daire Başkan Yardımcısıydı. Çakıcı’ya, ilk
kaçışında ‘kırmızı’ pasaport temin etmekten hakkında soruşturma
açılınca emekliliğini istemek zorunda kaldı. MİT’te bir ara dengeler
değişince Çakıcı’nın, Ataç’ı MİT Müsteşarlığı’na getirttirmek istemesi
ilginç değil mi? Atatürk’ün kurduğu ve cumhuriyetin en temel kurumunda
bu yaşananlar çok üzücüdür. Mehmet Eymür bu hükümet döneminde Şenkal
Atasagun’un yerine MİT’in başına geçmek için kulisler yürütmüş, ancak
başarılı olamayınca yeniden Amerika’ya dönmüştür. Bu olanlar karşısında
eski MİT Müsteşar Yardımcısı Hiram Abas’a yanarım bugün... Kimse
kahramanlık yapmasın, Ermeni terörü için gerçek savaş verenlere karşı
günah işlemesin. Onlardan bugün ikisi halen hayatta; biri asker biri de
sivil... Sanırım yaşananları ibretle izliyorlardır.

Evet
biz de bu lafları ibretle izliyoruz. Tabii ki hukuki yola başvuracak ve
Yalçın Bayer'den bu yazdıklarına sahip çıkmasını ve ispatlamasını
isteyeceğim. Onun için şimdilik Mehmet Salih Hantal’ın ortağım olduğu,
Çakıcı’ya vizeyi yeğenim Kerem Eymür'ün aldığı saçmalıklarının üstünde
durmak istemiyorum. Zaten daha önce cevabını verdim.

Ayrıca
Yalçın Bayer ve istihbaratçı dostu bu düğüne davetli miydi bilemem ama,
Beşiktaş'ın eski yöneticisi Serdar Bilgili'nin Çakıcı ile, kız
kardeşinin düğününe gidecek kadar iyi ilişkiler içinde olduğu yandaki
resimden anlaşılıyor. Bence Bayer ve değerli dostu emekli istihbaratçı
bu resmi de bir değerlendirmeli.

Merak ettiğim iki konu var.
Birincisi bu hükümet döneminde Şenkal Atasagun’un yerine MİT’in başına
geçmek için kimlerle temas edip kulisler yürüttüğüm? İkincisi Ermeni
terörü için gerçek savaş veren ve halen hayatta olan biri asker biri de
sivil kahramanlar kimler? Yalçın Bayer ve istihbaratçı dostu bizi biraz
aydınlatsalar.


Ümit
ediyorum ki Çakıcı kısa sürede iade edilecek ve ciddi bir soruşturma
ile kamuoyunca bilinmeyen bazı bilgiler su yüzüne çıkacaktır. Endişem
Çakıcı'nın devlet ve yönetim içindeki irtibatlarının bilinenden çok daha
derinlerde olmasındandır. Zaman içinde Çakıcı'nın tahmin edemeyeceğiniz
yükseklikteki isimlerle irtibatı çıkarsa şaşırmayınız. Zira Çakıcı
olayı bu günün değil yılların birikimi neticesindedir.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://islami.webyardim.org
 
Atasagun'da Telaş
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
İslami Bilgiler Paylaşım Sitesi :: İSTİHBARAT(WORDPRESS) :: BİLGİLER-
Buraya geçin: