İslami Bilgiler Paylaşım Sitesi

http://islami.webyardim.org
 
AnasayfaKapıTakvimKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Olmadı Faik...

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
usok22
kurucu
avatar

Mesaj Sayısı : 8175
Kayıt tarihi : 22/05/10
Yaş : 29
Nerden : Bursa

MesajKonu: Olmadı Faik...   Paz Ocak 22, 2012 10:03 am

Onu bu halde görünce içime sonsuz bir üzüntü çöktü.

Polislerin arasında, kollarına girmişler.

Yine de oldukça nazik ve ölçülü davranıyorlar.

Bileklerindeki kelepçeyi saklamak için eline bir poşet almış.

Şaşkın, yüzü kızarmış...

Bir şey yokmuş gibi davransa da, başına gelecekleri biliyor.

Biliyor ki artık "ne yaparsan yap, birşey olmaz" devri geçti.

Suçunun cezasını çekecek.

Akıllı,
çalışkan, İngilizce ve Fransızca bilen, başarılı bir memurdu. Tek
kusuru menfaatlerini fazla kollamasıydı. Demek ki o zaman çok üzerinde
durmadığımız bu yapısı zaman içinde ona suç işletecek derecede gelişmiş.


Abdullah Çatlıların Ermeni terör örgütlerine karşı kullanıldığı
yıllarda yurtdışında görev yaptı. Bir süre benimle de birlikte çalıştı.
Bu dönemde bir kez birlikte ABD'de terörle ilgili bir toplantıya
gittik. Birlikte çalıştığım dönem içinde onu zeki, espirili, gayretli
iyi bir istihbarat memuru olarak tanıdım.

Emekli olduktan sonra onu hiç görmedim. Bir kez e-posta ile mektubunu aldım. BrainsStorm.org isimli bir web sayfası açmıştı.

Bir
kaç ay önce Ankara'ya gittiğimde arkadaşlarımdan biri bana onun cep
telefonunu verdi; MİT Müsteşarlığına gelmek için uğraştığını ve bazı
temaslarda bulunduğunu söylediler. Güldüm. "Demek ki müsteşarlık için o
da vasıflarını yeterli buluyor" dedim. Arayıp konuşamadım ama telefonunu
kaydettim.

Allattin Çakıcı'nın yakalandığını ve üzerinde Faik
Meral adına düzenlenmiş pasaport çıktığını duyunca şaşırdım. Onun Çakıcı
ile yakın bir münasebeti olabileceğini düşünemediğimden, "acaba
Teşkilata iade ettiği eski bir pasaportu Çakıcı'ya yakın biri elde edip
verdi mi" diye düşündüm. Cep telefonundan aradım, ama telefon cevap
vermediğinden görüşemedim.

Olmadı Faik, olmadı..

Senin
1988'de Çakıcı ile tanıştığın ve Asala'ya karşı birlikte çalıştığın
hikayeleri tutmaz. Çakıcı üst makamların da onayıyla aktif bir faaliyet
için bir kez yurt dışına yollanmış, ancak son anda o faaliyetten
vazgeçildiği için turistik bir seyahat yapıp dönmüştür.

1988'de
ben, ilk emekliliğimden önce "MİT Raporu" nedeniyle soruşturmaya tabi
tutulduğum zaman müfettişler bana Çakıcı'nın da hesabını sordular ve ben
gerekli bilgileri verdim. Belgeleri ile Çakıcı'yı hiyerarşik bir düzen
içinde kullandığımızı belirttim. Ayrıldıktan sonra sandım ki kamuoyunda
çok tepki yaratmış olan MİT-Çakıcı ilişkisi kesilir. 1993'de döndüğümde
münasebetin Yavuz Ataç kanalıyla devam ettiğini öğrendim. İlişki devam
ediyordu ama Çakıcı'nın yaptığı bir şey de yoktu.

1997'de Kontr
Terör Başkanlığına bakarken, siyasi cinayetlere hazırlandığını haber
aldığımız Çakıcı, bizim izlediğimiz ve yakalanmasına çalıştığımız
hedeflerimizden biriydi. Bu konuda Emniyet Teşkilatı ile koordineli
çalışıyorduk. O zaman öğrendim ki şimdiki müsteşar Atasagun'un başında
bulunduğu bir başka başkanlık da gayet gizli tutarak Çakıcı'yı yurt
dışında kullanıyor. Yani aynı teşkilatın içindeki iki ana birimden biri
onun yakalanmasına çalışırken diğer bir birim onu eleman olarak
kullanıyor, pasaport veriyor, yardımcı oluyor. Kağıt üzerinde Çakıcı
kullanılıyor ama kimin kimi kullandığı da belli değil, yapılan bir iş de
yok. Ayrıca bizim Çakıcı ile ilgili çalışmalarımız da kendisine
bildiriliyor ve Çakıcı'nın kaçmasına, saklanmasına yardımcı olunuyor. Bu
konuya büyük tepki gösterdim. Resmi yazılar yazdım, şikayetçi oldum. İş
Yavuz Ataç'ın gelip, beni Çakıcı adına makamımda tehdit etmesine ve
yumruklaşma noktasına kadar geldi. İkimize de "kınama" cezası verip
olayı kapattılar. Bütün bu söylediklerimin belgeleri dosyalarda duruyor.

Neticede,
Çakıcı'nın zamanın hükümetine baskısı ile Kontr-Terör Başkanlığı'ndan
alınıp önce yurt dışına, sonra da teşkilat dışına yollandım,
kabullenemediğim için mecburen emekli oldum. Utanç verici bu uygulama
sırasında yetmezmiş gibi bir de Çakıcı'ya yardım etmekle suçlandım.
Bağırdım, çağırdım, sesimi duyuramadım.

Netice'de Frankeştayn
kendini yaratanlara saldırdı, bir evelki hükümeti yıkmak için kullanılan
Çakıcı, istekleri yerine getirilmeyince bantları ortalığa döküp
hükümeti düşürdü. Süreç "Yüce Divan'a" kadar gitti.

Olmadı Faik, olmadı.

Sen,
bir kaç kuruşluk menfaat için, benliğini, kimliğini, yıllarca
çalıştığın mesleğini satmışsın. Çakıcı ile Asala'ya karşı birlikte
çalıştığın filan yalan. İsmi hiç bilinmeyen, o sessiz hakiki
kahramanlara haksızlık edip yeni kahramanlar, efsaneler yaratma.


İyi bir istihbaratçı ve terör uzmanıydın. Yazık oldu sana...

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://islami.webyardim.org
 
Olmadı Faik...
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
İslami Bilgiler Paylaşım Sitesi :: İSTİHBARAT(WORDPRESS) :: BİLGİLER-
Buraya geçin: